keş1

kesmik

TTü kes- +mUk

keson

Fr caisson [büy.] büyük kasa Fr caisse kasa +on İt cassa

kesp

Ar kasb كسب z [#ksb faˁl msd.] elde etme, kazanma, kazanç Ar kasaba كسب zkazandı

kesret

Ar kaṯra(t) كثرة z [#ks̠r faˁla(t) mr.] çokluk Ar kaṯura كثُر zçok idi

kestane

Yun kastánea καστάνεα zkestane ağacı Yun/EYun kástanon κάστανον zkestane

keş1

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
keş: çek & çekici. Trahens. (...) ser keş (...) āb keş [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
esrārkeş: Esrar çeken. [ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
keş: (Tr. avam) Ahmak, budala.

Fa kaş كش zçekiş, çeken Fa/OFa kaşīdan كشيدن zçekmek ≈ Ave karş- a.a. ≈ Sans krş-, karşa कर्ष zçekmek, sürmek

Not: Türkçe bileşiklerde "çeken" anlamıyla kullanılır. Argoda bağımsız sözcük olarak kullanımı esrarkeş ve afyonkeş sözcüklerinden kısaltmadır.

Benzer sözcükler: afyonkeş, cefakeş, çilekeş, gayretkeş, keşhane, sırmakeş

Bu maddeye gönderenler: kemankeş, keşide, keşkül, keşmekeş, peşkeş, serkeş, tirkeş


07.09.2017
keş2

≈ Fa kaşk كشك zkurutulmuş yoğurt, kurut

keş3

İng cash para kasası [esk.], nakit İt cassa

keşide

Fa kaşīde كشيده z [pp.] çekme, çekilen şey Fa kaşīdan كشيدن zçekmek +a

keşif

Ar kaşf كشف z [#kşf faˁl msd.] ortaya çıkarma, örtüsünü açma Ar kaşafa كشف zbuldu

keşiş

Ar kaşīş كشيش z [#kşş] Hıristiyan rahibi Aram ḳəşīş קְשִׁישׁ z1. yaşlı kimse, şeyh, 2. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip Aram ḳəşaş קְשַׁשׁ zyaşlanmak, yaşlı olmak