kazurat

kazık

<< ETü kazġuk/kazŋuk direk, kazık ETü kaz-/kazın- hayvanı sağlam bir yere bağlamak +(g)Uk

kâzip

Ar kāḏib كاذب z [#kḏb fāˁil fa.] yalancı Ar kaḏaba كذب zyalan söyledi, aldattı

kaziye

Ar ḳaḍīya(t) قضيّة z [#ḳḍy faˁīla(t) sf. fem.] dava, iddia, mesele, mantıkta önerme Ar ḳaḍā قَضَى zyargıladı

kazuistik

Fr casuistique 1. tekil vakaları inceleyerek genelleme yöntemi, 2. ayrıntıya boğulma YLat casuistica «vakacılık», (Katolik teolojisinde) zor vakalar karşısında vicdanen doğru olan davranışı belirleme yöntemi OLat casus vaka, hadise +ist° ≈ Lat casus [pp.] 1. düşüş, 2. şans, tesadüf Lat cadere düşmek +()t°

kazulet

<< Ar ḳāḏūra(t) murdar (kadın)

kazurat

"pislik, dışkı" [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
ol merzebümde olan çeşmeleri ḳāẕūrāt قاذورات ile memlū idüp [o sınır bölgesinde olan çeşmeleri dışkı ile bulayıp] "a.a." [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳāzūrāt: Pislik, kazr, murdarlık, necaset, gāˁit.

Ar ḳāḏūrāt قاذورات z [#ḳḏr çoğ.] pislikler Ar ḳāḏūr قاذور z [fāˁūl t.] murdar, insandan kaçan (kişi, özellikle kadın) +āt Ar ḳaḏara قذر zmurdar idi, pislendi

Bu maddeye gönderenler: kazulet


20.08.2015
kebap

Ar kabāb كباب z [#kbb faˁāl msd.] kızartma, kızartılmış et Aram kəbab, kebəbā כבבא za.a. (≈ Akad kabābu kızartmak, yakmak )

kebir

Ar kabīr كَبِير z [#kbr faˁīl sf.] büyük ≈ Ar kabura/kabira كَبُِرَ zbüyük idi, büyüdü ≈ Aram gəbar גבר zgüçlü ve üstün olmak, yücelmek ≈ Akad gabru güçlü, üstün

keçe

<< ETü-O keçe ıslatılarak dövülmüş yün

keçi

≈ ETü eçkü keçi

keçiboynuzu