kayyım

kayra

TTü kayır- +A

kayrak

<< ETü kadrak kıvrım, büklüm, özellikle büklümlü kaya ETü kat/katığ büklüm, kat

kayser

Ar ḳayṣār قيصار zRum hükümdarı OYun kaîsar καῖσαρ za.a. Lat caesar 1. kesik, 2. imparatorluk sıfatlarından biri öz C. Julius Caesar Romalı devlet adamı, Sezar (MÖ 100-44) Lat caedere, caes- kesmek, kırmak

kaytan

<? TTü kayt- döndürmek +(g)An ETü kay- dönmek

kaytar|mak

<< ETü *kadtar- döndürmek, geri vermek ETü kadıt- dönmek +Ar-

kayyım

"başında duran, bakıcı" [TTRum 1530]
ḳayyim-i mescid ... ḳayyim- muˁallimχāne "... dik duran" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kayyim: Rectus, rectè stans, erectus [dik, dik duran, doğru] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kayyim: Cami hıdemātına dikilmiş bekçi.

Ar ḳayyim قيّم z [#ḳwm] duran, dikilen Ar ḳāma قام zdurdu

 kamet

Not: "Allah'ın sıfatlarından biri" olan kayyum, aynı kökten gelmekle birlikte ayrı sözcüktür.


09.10.2017
kayyum

Ar ḳayyūm قيّوم z [#ḳwm] ebedi, kalıcı, Allah'ın bir sıfatı Aram ḳayyūm, ḳayyūmā קיּוּם z1. varlık, varoluş, 2. saklama, muhafaza etme, berkitme (Kaynak: Jastrow sf. 1356, Jeffery sf. 245.)Aram ḳym durma, var olma, kesin olma

kaz

<< ETü kāz yabani ve evcil bir kuş, kaz ≈? HAvr *ǵʰh₂éns (*ǵʰáns) a.a.

kaz|mak

<< ETü kaz- eşmek, kazmak

kaza

Ar ḳaḍāˀ قضاء z [#ḳḍy faˁal msd.] 1. yargılama, yargı, 2. özellikle tanrısal yargı, kader Ar ḳaḍā قَضَا zzorunlu kıldı, hükmetti, yargıladı

kazak1

<< OTü kazak 1. başıboş, avare, serseri, 2. bir kavim adı