kaypak

kaymakam

Ar ḳāˀim maḳām قائم مقام z(birinin) yerinde duran, makam sahibi

kayme

Ar ḳāˀima(t) قائمة z [#ḳwm fāˁila(t) fa. fem.] bir şeyin yerine geçen, kaim olan şey

kayna|mak

<< ETü kaña- 1. (su) galeyan etmek, 2. (metal) erimek ETü kañ su fışkıran yer, kaynak +(g)A-

kaynak

TTü kayna- +Uk

kaynana
kaypak

TTü: [ Merkez Efendizâde, Bâbûsu'l-Vâsıt, 1555]
ayak tayınacak yer, kaypak yer TTü: [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
ürkmeye hīç nesneden kaypınmaya [kaçınmasın] TTü: [ Ahterî-i Kebir, 1545]
kaypancak yer ve şol kuyu ki kenarı kaypancak [kaygan] ola TTü: [ Raufî, Râhatu'l-Ervâh, 1566]
cariyenin elinden şişe kaypıp [kayarak] Caferi Sadık'ın mübarek başına düştü

TTü kayp- kaymak, kaçmak +(g)Ak <? TTü kay- a.a.

 kay-

Not: TTü ve Kıpçakçada görülen kayp- biçimi, TTü kayk- "bir yana eğilmek" fiilinin varyantı olabilir. Anadolu ağızlarında kaypancak/gaypancak "kaygan yer", kaypıt-/gaypıt- "altına kaçırmak" görülür.

Benzer sözcükler: kaypancak, kaypıtmak


04.10.2017
kayra

TTü kayır- +A

kayrak

<< ETü kadrak kıvrım, büklüm, özellikle büklümlü kaya ETü kat/katığ büklüm, kat

kayser

Ar ḳayṣār قيصار zRum hükümdarı OYun kaîsar καῖσαρ za.a. Lat caesar 1. kesik, 2. imparatorluk sıfatlarından biri öz C. Julius Caesar Romalı devlet adamı, Sezar (MÖ 100-44) Lat caedere, caes- kesmek, kırmak

kaytan

<? TTü kayt- döndürmek +(g)An ETü kay- dönmek

kaytar|mak

<< ETü *kadtar- döndürmek, geri vermek ETü kadıt- dönmek +Ar-