kaymakam

kayış

<< ETü koġuş tabaklanmış? deri ≈? ETü koġuş içi boş şey, oyuk

kayıt

Ar ḳayd قَيْد z [#ḳyd faˁl msd.] 1. bağlama, (mec.) yazıya bağlama, 2. bağ, ayak bağı, 3. koşul, 4. yazıya bağlanmış belge Ar ḳāda قَادَ zbağladı

kaykay
kaykıl|mak

TTü kayık- dönmek, sapmak +Il- ETü kay- dönmek +Ik-

kaymak

≈ ETü kañak/kayak kaynayan sütün üstünde oluşan tabaka ETü kaña- kaynamak +(A)mAk

kaymakam

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
birisi toprak durur ḳāim-maḳām [hep sabit duran] [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
ḳāim-i maḳām-ı peder ve mālik-i sipāh ü kişver [babasının makamının sahibi, ordu ve iktidar sahibi] YO: "... kaza yöneticisi" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
mutasarrıf ḳāimmaḳāmı [1862 idari reformuyla kazalara atanan yönetici]

Ar ḳāˀim maḳām قائم مقام z(birinin) yerinde duran, makam sahibi

 kaim, makam


08.03.2021
kayme

Ar ḳāˀima(t) قائمة z [#ḳwm fāˁila(t) fa. fem.] bir şeyin yerine geçen, kaim olan şey

kayna|mak

<< ETü kaña- 1. (su) galeyan etmek, 2. (metal) erimek ETü kañ su fışkıran yer, kaynak +(g)A-

kaynak

TTü kayna- +Uk

kaynana
kaypak

TTü kayp- kaymak, kaçmak +(g)Ak <? TTü kay- a.a.