kayısı

kayın2

<< ETü kadıŋ kayın ağacı, fagus

kayınço

<< TTü kayın eçü § TTü kayın evlilik yoluyla akraba TTü eçü ağabey

kayıntı

<? TTü kay- +(In)tI

kayıp

Ar ġayb غَيْب z [#ġyb faˁl msd.] kaybolma, yitme Ar ġāba غَابَ zyok idi, kayıp idi, kayboldu

kayır|mak

<< ETü kadġur- kaygılanmak, ilgilenmek ETü *kad- dönmek, yönelmek +(g)Ur-

kayısı

[ Danişmend-Name, 1360]
hem ekşi aşda encīr ḳaysī çok [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳaysī: Kelime-i müvellededir. Mışmışın aˁlā nevˁi, berkūk.

Ar ḳaysī قَيْسِى z [#ḳys] zerdalinin iyi ve iri cinsi Ar ḳays قيس zkıyaslama, ölçme

 kıyas


25.08.2015
kayış

<< ETü koġuş tabaklanmış? deri ≈? ETü koġuş içi boş şey, oyuk

kayıt

Ar ḳayd قَيْد z [#ḳyd faˁl msd.] 1. bağlama, (mec.) yazıya bağlama, 2. bağ, koşul, yazıya bağlanmış belge Ar ḳāda قَادَ zbağladı

kaykay
kaykıl|mak

TTü kayık- dönmek, sapmak +Il- ETü kay- dönmek +ik°

kaymak

(≈ ETü kañak/kayak kaynayan sütün üstünde oluşan tabaka ) ETü kaña- kaynamak +(A)mAk