kayır|mak

kayın1

<< ETü kadın zevcenin babası veya ailesi <? ETü kat- eklemek, karmak +In

kayın2

<< ETü kadıŋ kayın ağacı, fagus

kayınço

<< TTü kayın eçü § TTü kayın evlilik yoluyla akraba TTü eçü ağabey

kayıntı

<? TTü kay- +(In)tI

kayıp

Ar ġayb غَيْب z [#ġyb faˁl msd.] kaybolma, yitme Ar ġāba غَابَ zyok idi, kayıp idi, kayboldu

kayır|mak

ETü: [ Uygurca Maniheist metinler, <900]
kasınçığımın öyü kadğurar men [yavuklumu düşünüp acı çekiyorum] TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kayğırmak, kayğurmak: Bir adamı mülahaza ve himaye etmek, tasasını çekmek, gam yemek, esirgemek.

<< ETü kadġur- kaygılanmak, ilgilenmek ETü *kad- dönmek, yönelmek +(g)Ur-

 kay-

Benzer sözcükler: kayırılmak, kayırtmak

Bu maddeye gönderenler: kayra


04.10.2017
kayısı

Ar ḳaysī قَيْسِى z [#ḳys] zerdalinin iyi ve iri cinsi Ar ḳays قيس zkıyaslama, ölçme

kayış

<< ETü koġuş tabaklanmış? deri ≈? ETü koġuş içi boş şey, oyuk

kayıt

Ar ḳayd قَيْد z [#ḳyd faˁl msd.] 1. bağlama, (mec.) yazıya bağlama, 2. bağ, ayak bağı, 3. koşul, 4. yazıya bağlanmış belge Ar ḳāda قَادَ zbağladı

kaykay
kaykıl|mak

TTü kayık- dönmek, sapmak +Il- ETü kay- dönmek +ik°