kavra|mak

kavilya

İt caviglia bilek kemiği, kalın çivi << Lat claviculus [küç.] Lat clavus çivi +icul°

kavim

Ar ḳawm قَوْم z [#ḳwm faˁl ] bir bölgede yaşayanlar, ulus, kavim ≈ Ar ḳāma قَامَ zdurdu

kavis

Ar ḳaws قوس z [#ḳws faˁl msd.] yay, kavis Ar ḳāsa قاس zbüktü, yay haline getirdi

kavlağan

TTü kavla- kabuk dökmek +(g)An TTü kav ağaç kabuğu +lA-

kavlak

TTü kavla- kabuğu soyulmak +Uk TTü kav ağaç kabuğu +lA-

kavra|mak

ETü: [ Uygurca Budist metinler, <1000]
teŋri burχanıŋ eḏgülerin tére kawura sözledim [tanrı Buddha'nın hayırlarını derleyip toplayıp söyledim] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
bilezük küŋ elgin kawurdı [cariyenin bileğini sıktı. Asıl anlamı bir şeyin bir şeyle birleşmesidir.]] TTü: "... anlamak" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kavramak: Zor ve şiddet ile tutmak, pençeye almak, iki elile yakalamak, istila etmek, ateş gibi sarmak. Zihn kavramak: ihata, intikal.

≈ ETü kavur-, kavrar derlemek, toplamak, sıkmak

 kavuş-

Not: ETü kawurdı, kawrar fiilinin geniş zaman biçiminden türetilmiş ikincil biçimdir.

Benzer sözcükler: kavranmak, kavranabilirlik, kavratmak, kavrayış, kavrayışlı

Bu maddeye gönderenler: kavram


02.01.2016
kavram

TTü kavra- +Im

kavşak

TTü kavuş- +(g)Ak

kavşut

<< ETü kavşut kavuşma, buluşma ETü kavış- kavuşmak +Ut

kavuk

<< ETü kavuk [küç.] sidik torbası, mesane ETü kāp torba, tulum +Ik

kavun

<< ETü kaġun kavun <? ETü *kaġ-/*koġ- içi boşalmak, boş olmak +I(g)