kavim

kavata

Yun gavátha/kavátha γαβάθα/καβαθα zoyma ağaçtan kap, çömlek Lat cavatus [pp.] oyuk, oyulmuş Lat cavare oymak, içini boşaltmak +()t°

kavga

Fa ġavġā غوغا zgürültü patırtı, bağırış çağırış Fa ġav غو zferyat, nara

kavi

Ar ḳawīy قوىّ z [#ḳwy faˁīl sf.] güçlü, muhkem Ar ḳawā güçlü idi

kavil

Ar ḳawl قول z [#ḳwl faˁl msd.] söyleme, söz Ar ḳāla قال zsöyledi, dedi

kavilya

İt caviglia bilek kemiği, kalın çivi << Lat claviculus [küç.] Lat clavus çivi +icul°

kavim

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
ḳavminüŋ ḥayvānlığı anın da bol

Ar ḳawm قَوْم z [#ḳwm faˁl ] bir bölgede yaşayanlar, ulus, kavim ≈ Ar ḳāma قَامَ zdurdu

 kamet

Benzer sözcükler: kavimleşmek, kavmî, kavmiyet, kavmiyetçilik

Bu maddeye gönderenler: akvam


20.07.2015
kavis

Ar ḳaws قوس z [#ḳws faˁl msd.] yay, kavis Ar ḳāsa قاس zbüktü, yay haline getirdi

kavlağan

TTü kavla- kabuk dökmek +(g)An TTü kav ağaç kabuğu +lA-

kavlak

TTü kavla- kabuğu soyulmak +Uk TTü kav ağaç kabuğu +lA-

kavra|mak

<< ETü kavur-, kavrar derlemek, toplamak, sıkmak

kavram

TTü kavra- +Im