kavata

kavak

~? Fa kāvak كاوك zkof, içi boş (sıfat) Fa kāv كاو zçukur, oyuk, kofluk

kaval

Ar ḳawwāl قوّال z [#ḳwl faˁˁāl mesl.] 1. çok konuşan, geveze, 2. gezgin şarkıcı Ar ḳāla söyledi

kavalye

Fr cavalier 1. süvari, 2. dans partneri İt cavaliere süvari, şövalye << Lat caballarius a.a. << Lat caballus at +ari°

kavanoz

Yun gavanós γαβανός zküçük çömlek, bardak OYun gávathon/gavathulós/gavéna γάβαθον/γαβένα zçukur kap, çanak, bardak (Kaynak: DuCG sf. 1:234)Lat cavatus a.a.

kavas

Ar ḳawwās قوّاس z [#ḳws faˁˁāl mesl.] 1. yay çeken, okçu, 2. ok ve yay taşıyan muhafız Ar ḳaws قوس zyay

kavata

"domates" [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
Freng bādincanına ve kavataya dahi hadak dérler. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kavata (İt.): Ağaçtan oyma yekpare karavana. Patlıcan, acı domates gibi maruf kırmızı meyve.

Yun gavátha/kavátha γαβάθα/καβαθα zoyma ağaçtan kap, çömlek Lat cavatus [pp.] oyuk, oyulmuş Lat cavare oymak, içini boşaltmak +()t°

 kav2

Bu maddeye gönderenler: kavanoz


30.09.2017
kavga

Fa ġavġā غوغا zgürültü patırtı, bağırış çağırış Fa ġav غو zferyat, nara

kavi

Ar ḳawīy قوىّ z [#ḳwy faˁīl sf.] güçlü, muhkem Ar ḳawā güçlü idi

kavil

Ar ḳawl قول z [#ḳwl faˁl msd.] söyleme, söz Ar ḳāla قال zsöyledi, dedi

kavilya

İt caviglia bilek kemiği, kalın çivi << Lat claviculus [küç.] Lat clavus çivi +icul°

kavim

Ar ḳawm قَوْم z [#ḳwm faˁl ] bir bölgede yaşayanlar, ulus, kavim ≈ Ar ḳāma قَامَ zdurdu