kavşak

kavis

Ar ḳaws قوس z [#ḳws faˁl msd.] yay, kavis Ar ḳāsa قاس zbüktü, yay haline getirdi

kavlağan

TTü kavla- kabuk dökmek +(g)An TTü kav ağaç kabuğu +lA-

kavlak

TTü kavla- kabuğu soyulmak +Uk TTü kav ağaç kabuğu +lA-

kavra|mak

≈ ETü kavur-, kavrar derlemek, toplamak, sıkmak

kavram

TTü kavra- +Im

kavşak

TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kavşak: Mültekî [iki nehrin birleştiği yer], kavuşturan.

TTü kavuş- +(g)Ak

 kavuş-


19.03.2015
kavşut

<< ETü kavşut kavuşma, buluşma ETü kavış- kavuşmak +Ut

kavuk

<< ETü kavuk [küç.] sidik torbası, mesane ETü kāp torba, tulum +Ik

kavun

<< ETü kaġun kavun <? ETü *kaġ-/*koġ- içi boşalmak, boş olmak +I(g)

kavur|mak

<< ETü kaġur- kızartmak, ateşte ısıtmak

kavurga

ETü kaġur- +gA