kanto

kantarma

Moğ qantarga atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç Moğ qantar- gemlemek, atın dizginlerini sıkıca çekmek

kantaron

Yun kentávrion << EYun kentaúrion κενταύρειον zşifalı bir bitki, centaurium öz (EYun) Kentaúros κενταύρος zYunan mitolojisinde at gövdeli efsanevi varlık +(t)ion

kantat

Fr cantate şarkılı kilise dramı İt cantata şarkılı İt cantare şarkı söylemek << Lat canere, cant- a.a.

kantin

Fr cantine kışla, hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân İt cantina kiler OLat canto köşe, bucak, bir iş için ayrılmış yer, depo +in°

kantite

Fr quantité nicelik OLat quantitas Lat quantus ne kadar? +itas << HAvr *kʷi- ne?

kanto

"alafranga bir tür şarkı" [ Arşiv Belg. Göre Osmanlı'da Gösteri Sanatları, 1889]
Beş lisandan kantolar

İt canto şarkı << Lat cantus [pp.] a.a. Lat canere şarkı veya ilahi söylemek, büyü yapmak +()t° << HAvr *keh₂n- (*kān-) a.a.

Not: Aynı HAvr kökten Lat canere ve cantare, Fa χanīdan/χʷāndan "şarkı söylemek".

Benzer sözcükler: kantocu


23.03.2018
kanton

Fr canton küçük idari birim, bucak OLat canto köşe, bucak, uç

kânun

Ar kānūn كانون z [#knwn q.] 1. ocak, 2. Rumi takvimin onuncu ve on birinci ayları, Aralık ve Ocak Aram kānōn כנון z1. ocak, soba, 2. Arami/Süryani takviminin dokuzuncu ayı, Kislev

kanun1

Ar ḳānūn1 قانون zyasa EYun kanōn κανων za.a.

kanun2

Ar ḳānūn/arḳānūn قانون/أرقانون ztabla şeklinde telli müzik aleti, erganun EYun órganon όργανον zalet, araç, her çeşit müzik aleti

kanvas

Fr canevasse İng canvas kaba kenevir dokuma, bu kumaşla yapılan resim tuvali << OLat cannabaceus kenevir dokuma