kantat

kant

Ar ḳand قند zşeker kamışından elde edilen külçe şeker, şekerleme ≈ OFa kand a.a. Sans khanḍa खण्ड za.a. Drav kanṭu külçe

kantar

Ar ḳinṭār قنطار z [#ḳntr q.] 1. büyük ağırlık birimi, 2. büyük terazi OYun kentinári(on) κεντηνάριον zyüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) (Kaynak: DuCG sf. 1:633)Lat centenarium a.a. Lat centum yüz +ari°

kantara

Ar ḳanṭara(t) قنطرة z [#ḳnṭr q.] taş köprü, taş kemer Aram ḳəṭārā קְטָרָא zkemer, tonoz Aram ḳəṭar קְטַר zbağlamak (iki şeyi) koşmak

kantarma

Moğ kantarga atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç Moğ kantar- gemlemek, atın dizginlerini sıkıca çekmek

kantaron

Yun kentávrion << EYun kentaúrion κενταύρειον zşifalı bir bitki, centaurium öz (EYun) Kentaúros κενταύρος zYunan mitolojisinde at gövdeli efsanevi varlık +()tion

kantat

[ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
kantat: Bestelenmek üzere yazılan ve konusu kahramanlık veya din olan nazım parçası ve bunun bestesi.

Fr cantate şarkılı kilise dramı İt cantata şarkılı İt cantare şarkı söylemek << Lat canere, cant- a.a.

 kanto


09.12.2015
kantin

Fr cantine kışla, hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân İt cantina kiler OLat canto köşe, bucak, bir iş için ayrılmış yer, depo +in°

kantite

Fr quantité nicelik OLat quantitas Lat quantus ne kadar? +itas << HAvr *kʷi- ne?

kanto

İt canto şarkı << Lat cantus [pp.] a.a. Lat canere şarkı veya ilahi söylemek, büyü yapmak +()t° << HAvr *keh₂n- (*kān-) a.a.

kanton

Fr canton küçük idari birim, bucak OLat canto köşe, bucak, uç

kânun

Ar kānūn كانون z [#knwn q.] 1. ocak, 2. Rumi takvimin onuncu ve on birinci ayları, Aralık ve Ocak Aram kānōn כנון z1. ocak, soba, 2. Arami/Süryani takviminin dokuzuncu ayı, Kislev