kantar

kanola

İng canola [abb.] yemeklik yağ üretiminde kullanılan, suni olarak geliştirilmiş bir kolza türü (İlk kullanım: 1978 Kanada.) İng Canadian oil low acid düşük asitli Kanada yağı

kanon

Fr canon 1. yasa, özellikle kilise yasası, 2. ilahilere özgü bir koro tekniği << OLat canon yasa EYun kanōn κανών z1. kargı, kamış, cetvel, 2. ölçü, yasa İbr/Aram ḳanē/ḳaniyā קנה/קניא zkamış, kargı

kanser

Lat cancer 1. yengeç, 2. kanser tümörü, kanser ALat *carcr-os yengeç << HAvr *kr̥-kr̥- sert kabuklu HAvr *kar-¹ sert

kanserojen

Fr cancerogène kanser-doğuran

kant

Ar ḳand قند zşeker kamışından elde edilen külçe şeker, şekerleme ≈ OFa kand a.a. Sans khanḍa खण्ड za.a. Drav kanṭu külçe

kantar

[ anon., Kitâb Fi'l-Fıkh Bi'l-Lisâni't-Türkî, <1421]

Ar ḳinṭār قنطار z [#ḳntr q.] 1. büyük ağırlık birimi, 2. büyük terazi OYun kentinári(on) κεντηνάριον zyüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) (Kaynak: DuCG sf. 1:633)Lat centenarium a.a. Lat centum yüz +ari°

 santi+

Benzer sözcükler: kantariye


09.07.2018
kantara

Ar ḳanṭara(t) قنطرة z [#ḳnṭr q.] taş köprü, taş kemer Aram ḳəṭārā קְטָרָא zkemer, tonoz Aram ḳəṭar קְטַר zbağlamak (iki şeyi) koşmak

kantarma

Moğ kantarga atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç Moğ kantar- gemlemek, atın dizginlerini sıkıca çekmek

kantaron

Yun kentávrion << EYun kentaúrion κενταύρειον zşifalı bir bitki, centaurium öz (EYun) Kentaúros κενταύρος zYunan mitolojisinde at gövdeli efsanevi varlık +()tion

kantat

Fr cantate şarkılı kilise dramı İt cantata şarkılı İt cantare şarkı söylemek << Lat canere, cant- a.a.

kantin

Fr cantine kışla, hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân İt cantina kiler OLat canto köşe, bucak, bir iş için ayrılmış yer, depo +in°