kanepe

kanca2

<< ETü kança nasıl, hangi surette, nereye ETü kañu hani, hangi +çA2

kancık

Sogd kançīk [küç.] genç kız ≈ OFa kanīçag [küç.] a.a. ≈ Ave kainyikā a.a. ≈ Sans kanyā́ कन्या za.a. HAvr *ken- yeni, taze

kançılarya

İt cancelleria mabeyn, sekretarya Lat cancellarius 1. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli, 2. kapı bekçisi, kapıcı Lat cancelli parmaklık +ari° Lat canna çubuk, kargı, kamış +ell°

kandidiyazis

İng candidiasis ciltte beyaz leke şeklinde beliren mantar hastalığı, pamukçuk Lat candidus beyaz Lat candēre ışımak +id°

kandil

Ar ḳandīl قنديل z [#ḳndl q.] mum, kandil Aram ḳandīlā קנדילא za.a. Lat candēla a.a. Lat candēre ışımak, parlamak, yanmak

kanepe

[ Vartan Paşa, Akabi Hikâyesi, 1851]
"alafranga sedir" [ Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1870]
Ermeni dudusu Jarden Monsepal'de kanapeler üzerinde yan gelip eğlenmekte "... açık sandviç" [ Cumhuriyet - gazete, 1930]
Muhtelif sanduviç - Kanape (açık sanduviç) - Muhtelif peynirler

Fr canapé 1. sırtlıklı yatak, 2. bir tür sandviç << Lat conopeum/canopeum cibinlik, cibinlikli veya perdeli yatak EYun kōnōpeîon κωνωπεῖον zcibinlik EYun kōnōps κώνωψ ztatarcık +ion

Not: Türkçede 1960'lı yıllara dek kanape yazımı standart iken, bu tarihten sonra kanape genellikle "kokteyl sandviçi", kanepe "bir tür mobilya" anlamında kullanılır. TDK sözlüğü 1959 basımından itibaren kanepe yazımını seçer. ● Karş. İng canopy "cibinlik". "Sırtlıklı yatak" anlamı İngilizcede mevcut değildir.


26.01.2021
kangal1

Yun kanχáli καγχάλι zip halkası, kıvrılmış küme << EYun kánχalos κάγχαλος zhalka, halka şeklinde kapı tokmağı

kangal2

öz Kangal Sivas'ın bir ilçesi <? öz Kaŋlı bir Türk aşireti

kangren

Fr gangrène doku çürümesi EYun gángraina γάγγραινα za.a., buruşma, posaya dönme

kanguru

İng kangaroo (İlk kullanım: 1770 James Cook, İng. kâşif.) ~? Avustral

kanı

TTü kan- +I(g)