kanaat

kamus

Ar ḳāmūs قاموس z1. dünyayı çevreleyen deniz, okyanus, 2. Fīrūzabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı (15. yy), genelde sözlük ≈ EYun ōkeanós ωκεανός za.a.

kamutay

TTü kamu +tAy

kamyon

Fr camion bir tür at arabası (14. yy), motorlu yük aracı (20. yy) <? Prov caminar yürümek, yol almak OLat camminus yol (Kaynak: DuCL sf. 2.52c)Kelt

kan

<< ETü kān a.a.

kan|mak

<< ETü kan- doymak, tatmin olmak, inanmak

kanaat

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
şol-durur ol kim ḳanāˁatdur işi / dunyā derbendinde ṭokdur ol kişi [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳanāˁatkār: Müktefi [iktifa eden]. [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
kanaat: (...) 2. Kanım, kanış. 'Bu adamın tuhaf kanaatları var.'

Ar ḳanāˁa(t) قناعة z [#ḳnˁ faˁāla(t) msd.] yetinme, doygunluk Ar ḳaniˁa قَنِعَ zyetindi, doydu

Benzer sözcükler: kanaat notu, kanaatkâr

Bu maddeye gönderenler: ikna, kani


27.04.2015
kanal

Fr canal Ven canál açık veya kapalı su yolu, ark, künk Lat canalis a.a. Lat canna kamış, boru, su borusu +al° EYun kánna κάννα za.a. ≈ İbr/Aram ḳanē/ḳaniyā קניא/קָנֶה zkamış (Kaynak: Jastrow sf. 1388, 1392; Rosol sf. 45.)≈ Akad ḳanū a.a.

kanalizasyon

Fr canalisation kanal açma, yönlendirme Fr canaliser kanal açmak, yönlendirmek +()tion Fr canal su yolu +ise-

kanape

Fr canapé 1. sırtlıklı yatak, 2. bir tür sandviç << Lat conopeum/canopeum cibinlik, cibinlikli veya perdeli yatak EYun kōnōpeîon κωνωπεῖον zcibinlik EYun kōnōps κώνωψ ztatarcık +ion

kanara

Ar ḳannāra(t) قنّارة zmezbaha, salhane; kasap çengeli (Kaynak: Muarrab sf. 120, Fraenkel sf. 258, Men sf. 3765)

kanarya

İt/İsp canario Kanarya adalarına özgü bir kuş öz Canaria Atlantik'te bir ada Lat insula Canaria Köpek Adası Lat canis köpek