kanı

kandil

Ar ḳandīl قنديل z [#ḳndl q.] mum, kandil Aram ḳandīlā קנדילא za.a. Lat candēla a.a. Lat candēre ışımak, parlamak, yanmak

kangal1

Yun kanχáli καγχάλι zip halkası, kıvrılmış küme << EYun kánχalos κάγχαλος zhalka, halka şeklinde kapı tokmağı

kangal2

öz Kangal Sivas'ın bir ilçesi <? öz Kaŋlı bir Türk aşireti

kangren

Fr gangrène doku çürümesi EYun gángraina γάγγραινα za.a., buruşma, posaya dönme

kanguru

İng kangaroo (İlk kullanım: 1770 James Cook, İng. kâşif.) ~? Avustral

kanı

YTü: [ TDK, Türkçe Sözlük, 2. Baskı, 1955]
kanı: ... kanaat.

TTü kan- +I(g)

 kan-

Not: Osm ḳanāˁat sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla üretildiği açıktır.


19.03.2015
kanıksa|mak

TTü kanık kanmış +sA-

kanırt|mak

ETü koŋur- sökmek, koparmak +It-

kanıt

TTü kan- +Ut

kani

Ar ḳāniˁ قانع z [#ḳnˁ fāˁil fa.] yetinen, kanaat getiren Ar ḳanaˁa قَنَعَ zyetindi

kanin

Fr/İng canine köpeğe ilişkin, köpek dişi Lat caninus a.a. Lat canis köpek +in° << HAvr *ḱwóns a.a.