kalsedon

kalorifer

Fr calorifère ısıtıcı § Lat calor ısı Lat ferre taşımak, getirmek

kalp1

Ar ḳalb قلب z [#ḳlb] yürek ≈ Akad ḳablu a.a.

kalp2

Ar ḳalb قَلْب z [#ḳlb faˁl msd.] değişme, dönme, tersine çevirme Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi

kalpak

<< OTü kabalak keçe külah <? ETü kaba keçe

kalpazan

Fa ḳalbzan قلبزن zbozuk (tağşiş edilmiş) para basan § Ar ḳalb قلب zbozuk Fa zan زن zvuran, darp eden

kalsedon

[ Milliyet - gazete, 1985]
'Kalsedon' veya öteki adıyla Kadıköy Taşı koyu kurşunimsi veya gri mavimsi renkte olan az değerli bir taştır.

Fr chalcédoine İng chalcedony bir tür yarı değerli kristal Lat chalcedonius a.a. EYun χalkēdōn χαλκηδών za.a. <? öz χalkēdōn Anadolu'da bir kent, Kadıköy

Not: Sözcüğün nihai kökeni tartışmalıdır. Antik Xalkēdōn/Chalcedon (Kadıköy) yer adıyla irtibatlandırılması spekülatiftir. Karş. OED sv.


19.12.2014
kalsiyum

YLat calcium bir element (İlk kullanım: 1808 Sir Humphrey Davy, İng. kimyacı.) Lat calx, calc- kireç veya kireçtaşı (kalsiyum oksit) +ium

kaltaban

Fa kaltabān كلتبان zpezevenk, deyyus

kaltak

<< OTü kaltak 1. eyer köselesi, 2. ahlaksız adam, deyyus ETü kalıt- kaldırmak +(g)Ak

kalubela

Ar ḳālū balā قالو بلا z«evet dediler», Kuran'a göre Allah'ın 'ben sizin rabbiniz değil miyim?' sorusuna insanların verdiği cevap § Ar ḳālū قالو zdediler Ar balā بلا z(olumsuz bir soruya cevaben) evet

kalye

Ar ḳalya(t) قلية z [#ḳlw faˁla(t) ] kızartma, tavada kızartılmış yemek Ar ḳalā yaktı, kızarttı