kalantor

kal|mak

<< ETü kal- konulmak, bırakılmak, baki olmak ETü ka- koymak +Il-

kalabalık

Ar ġalaba(t) غلبة zsayıca çok veya üstün olma, çokluk, kalabalık

kalafat

OYun kalafátizō καλαφάτιζω zgemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (6. yy) ≈ Ar ḳalafaṭ/calfaṭa(t) قلفط/جلفط z [#ḳlfṭ/clft] a.a. ≈ Aram ḳəlāphtā/ḳəlaphtā קלפתא/קלפתא zkabuk, zarf, tahılın kepeği ≈ Aram ḳəlāphā קלפא zsoymuk, meyve kabuğu, balık pulu

kalamar

Yun kalamárion καλαμάριον zmürekkep balığı EYun kálamos κάλαμος zkamış, kalem +arion

kalamata

öz Kalamáta Yunanistan'da bir kent

kalantor

"(argo)" [ Osman Cemal Kaygılı, Argo Lugatı, 1932]
kalantor: Zengin, kibar, hatırlı adam.

İt galantuomo centilmen, beyefendi § İt galante zarif, şık (Fr galant a.a. Fr galer hoşça vakit geçirmek, iyi halde olmak +ent° Ger *wala iyi, hoşnut ) İt uomo adam (<< Lat homo a.a. )

 hümanist


18.03.2019
kalas

öz Kalas Romanya'da bir liman kenti, Galati

kalaşnikov

marka Kalaşnikov Rus silah markası öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. 1919) Rus kalaşnik kurabiyeci

kalay

Ar ḳalāˁī/ḳalˁī قلاعى/قلعى zkalay Ar raṣāṣu'l-ḳalāˁī رصاص القلاعى zGüneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay <? öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent, Kuala Lumpur

kalbur

Ar ġirbāl/ġirbīl غربال/غربيل z [#ġrbl] elek Lat crībrum a.a. Lat cernere, crē- seçmek, elemek

kalcı

TTü kal قال zmadeni eriterek ayrıştırma +cI Ar ḳaly قلى z [#ḳlw faˁl msd.] yakma, kızartma