kal|mak

kaknüs

Ar/Fa ḳaḳnūs kendi küllerinden doğan efsane kuşu Süry ḳūḳnus kuğu kuşu EYun kýknos κύκνος za.a.

kakofoni

Fr cacophonie ses uyumsuzluğu, gürültü EYun kakophonía κακοφονία z § EYun kakós κακός zkötü EYun phonḗ φονή zses

kaktüs

Fr cactus dikenli bir bitki sınıfı YLat cactus a.a. (İlk kullanım: Linnaeus, İsv. botanist (1707-1778).) EYun káktos κάκτος zdeve dikeni

kakule

Ar ḳāḳulla(t) قاقلّة zGüney Asya'ya özgü bir baharat, elettaria cardamomum Aram ḳāḳūlā קקולא za.a. Akad ḳāḳullu a.a.

kâkül

≈ Fa kākul كاكل zMoğolların ve bazı Türklerin başın tepesinde bıraktıkları uzun saç tutamı, perçem Moğ kökül/kökel at yelesi, kuş ibiği, uzun saç tutamı

kal|mak

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
ıda taşda kalmışı kubranıp yéti yüz boldı [uzakta dışarıda kalmışı toplanıp yedi yüz oldu] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
işten kalmak (...) diri kalmak (...) işi Allahe kalmak (...) az kaldı öleyazdı TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kala: Nakıs manasına. Üç gün kala. YTü: [ TDK, Türkçe Sözlük, 6. Baskı, 1974]
kalıcı: Daimî. (...) kalıcılık.

<< ETü kal- konulmak, bırakılmak, baki olmak ETü ka- koymak +Il-

 kar-

Not: ETü ka- "koymak, katmak" fiilinin edilgen halidir.

Benzer sözcükler: beş kala, kalakalmak, kalıcı, kalık, kalım, kalınmak, ölüm kalım

Bu maddeye gönderenler: kalıntı, kalıt, şaşkaloz


13.12.2015
kalabalık

Ar ġalaba(t) غلبة zsayıca çok veya üstün olma, çokluk, kalabalık

kalafat

OYun kalafátizō καλαφάτιζω zgemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (6. yy) ≈ Ar ḳalafaṭ/calfaṭa(t) قلفط/جلفط z [#ḳlfṭ/clft] a.a. ≈ Aram ḳəlāphtā/ḳəlaphtā קלפתא/קלפתא zkabuk, zarf, tahılın kepeği ≈ Aram ḳəlāphā קלפא zsoymuk, meyve kabuğu, balık pulu

kalamar

Yun kalamárion καλαμάριον zmürekkep balığı EYun kálamos κάλαμος zkamış, kalem +arion

kalamata

öz Kalamáta Yunanistan'da bir kent

kalantor

İt galantuomo centilmen, beyefendi § İt galante zarif, şık (Fr galant a.a. Fr galer hoşça vakit geçirmek, iyi halde olmak +ent° Ger *wala iyi, hoşnut ) İt uomo adam (<< Lat homo a.a. )