kabak

jüstifikasyon

Fr/İng justification doğrultma, düz kılma, haklı kılma OLat iustificare adil ve doğru kılma +(t)ion << Lat iustum facere Lat iustus doğru, adil ≈ Lat ius, iur- hukuk, yasa

jüt

İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba elyaf Bengali jhuṭo burma ip

kaba

<< ETü kaba iri, şişkin <? ETü kāp torba, tulum

kabadayı
kabahat

Ar ḳabāḥa(t) قباحة z [#ḳbḥ faˁāla(t) msd.] kötü ve çirkin olma, kötü ve çirkin davranış Ar ḳabuḥa قَبُحَ zkötü veya çirkin idi

kabak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kabak [[kabak/sukabağı bitkisinin taze yenen biçimi]] TTü: "... kel" [ Merkez Efendizâde, Bâbûsu'l-Vâsıt, 1555]
kızıldırak yüzi çil koyun ve kabak [boynuzsuz] koyun

<< ETü kabak tuluma benzer sebze ETü kāp tulum +Ak

 kap

Not: "Çanakçık" > "su kabağı" bağlantısı da düşünülebilirdi; karş. susak. Ancak Kaşgarî sözcüğün kuru/olgun meyveyi değil yaş/taze meyveyi belirttiğini vurgular.

Benzer sözcükler: asma kabak, bal kabağı, kabak kafa, kabak tadı, kabakgiller, kabaklama, su kabağı


02.01.2016
kabala1

Ar ḳibāla(t) قِبَالة z [#ḳbl fiˁāla(t) ] önden veya önceden almak Ar ḳabila قَبِلَ zaldı

kabala2

Fr/İng cabbala Tevrat'ın gizli anlamına ilişkin Musevi gelenekleri, batınilik İbr ḳabbālāh קַבָּלָה z [#ḳbl] alınmış olan şeyler, gelenek İbr ḳibbēl קבל zalma, kabul etme

kaban

Fr caban gemici paltosu İt (Sic) cabano/gabbano a.a. Ar ḳabāˀ قباء z [#ḳbA] önü açık ve çoğu zaman külahlı yün cübbe ≈ Aram ḳbāyā קביא za.a.

kabar|mak

<< ETü kabar- kabarmak, şişmek <? ETü kāp torba, tulum +(g)Ar-

kabara

<? TTü kabar-