kızak

kıymet

Ar ḳīma(t) قِيْمة z [#ḳwm fiˁla(t) mr.] değer, nicelik Ar ḳāma قَامَ zdurdu, kıvamlı idi, değerli idi

kıymık

(≈? ETü kıyık/kıyuk kıyılmış şey, yonga ) ETü kıy- +mUk

kıytırık

<? TTü kıy- +tUr-

kız

<< ETü kız 1. kıt, nadir, 2. cimri, 3. yetişkin olmayan dişi, bakire

kız|mak

<< ETü kız- kızarmak ≈ ETü kıd- kan dökmek, kıymak

kızak

[ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
kızak [buz üstünda kayma aleti] TTü: [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
Moskov kefereleri bir gūne kızakdan gemiler peydā edüp (...) kızaklar buz üzre güc ile durur

<< OTü-KT kızak buzda kayma aracı


29.05.2015
kızamık

<< ETü kızlamuk «kızıl benek», bir hastalık ETü kızıl +mUk

kızan

TTü kız- kızışmak, çiftleşme istemek +(g)An

kızar|mak

<< ETü kızar- kırmızı olmak ETü *kız/*kızıġ kan rengi +Ar-

kızıl

<< ETü kızġıl/kızıl kızıl, kan rengi ETü *kızıġ a.a. +Il2

kızılcık

ETü kızıl +çUk