kıyak

kıvırcık

TTü kıvır kırışık, buruşuk +çUk

kıvrak

<< OTü-KT kıvrak kıvrık, kıvırcık OTü kıvur- bükmek, buruşturmak, kıvırmak +(g)Ak

kıvran|mak

TTü kıvra- kıvrılmak, buruşmak +In-

kıy|mak

<< ETü kıy- (bıçak veya başka aletle) kesmek, bedensel ceza vermek << ETü kıd- kesmek

kıyafet

Ar ḳiyāfa(t) قيافة z [#ḳyf fiˁāla(t) msd.] 1. kılık, dış görünüm, 2. kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi, 3. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı

kıyak

TTü: "kıyasıya, canlı" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
gelüp havż kenārında oturdılar, kıyākı ṣuḥbet oldı TTü: kıyakı "kıyasıya" [ Darir, Anternâme terc., <1390]
gördi ki anlar daχı kıyāġı cenkdedürler TTü: [ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
kıyak: Güzel, sevimli, yakışıklı.

ETü kıy- +(g)Ak

 kıy-

Benzer sözcükler: kıyakçı


13.12.2015
kıyam

Ar ḳiyām قيام z [#ḳwm fiˁāl msd.] ayağa kalkma, kalkışma Ar ḳāma قام zdurdu, ayağa kalktı

kıyamet

Ar ḳiyāma(t) قيامة z [#ḳwm fiˁāla(t) msd.] 1. kalkışma, 2. İslam mitolojisinde ölülerin topluca dirilmesi Ar ḳāma قام zayağa kalktı, durdu

kıyas

Ar ḳiyās قياس z [#ḳys fiˁāl msd.] ölçüm, karşılaştırma, benzetme yoluyla akıl yürütme Ar ḳāsa قاس zölçtü, karşılaştırdı

kıyı

<< ETü kıdıġ kenar ETü kıd- kesmek +I(g)

kıyma

ETü kıy- +mA