kıyafet

kıvır|mak

OTü kıvur- bükmek, burmak

kıvırcık

TTü kıvır kırışık, buruşuk +çUk

kıvrak

<< OTü-KT kıvrak kıvrık, kıvırcık OTü kıvur- bükmek, buruşturmak, kıvırmak +(g)Ak

kıvran|mak

TTü kıvra- kıvrılmak, buruşmak +In-

kıy|mak

<< ETü kıy- (bıçak veya başka aletle) kesmek, bedensel ceza vermek << ETü kıd- kesmek

kıyafet

"görünüm" [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
Arnaud hākiminüŋ İskender nām bir χoş-ḳıyāfet [hoş görünümlü] oğlı var idı "... giysi" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
kıyāfet: 1. kılık, şekl-i haricī, hey'et, suret, 2. bir adamın giydiği esvabın heyet-i umumiyesi.

Ar ḳiyāfa(t) قيافة z [#ḳyf fiˁāla(t) msd.] 1. kılık, dış görünüm, 2. kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi, 3. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı

Not: Geç Osmanlıcada ilm-i kıyafet Fr physiognomie "dış görünümden psikolojik profil çıkarma bilimi" anlamında kullanılmıştır.

Benzer sözcükler: kıyafetname


10.11.2014
kıyak

ETü kıy- +(g)Ak

kıyam

Ar ḳiyām قيام z [#ḳwm fiˁāl msd.] ayağa kalkma, kalkışma Ar ḳāma قام zdurdu, ayağa kalktı

kıyamet

Ar ḳiyāma(t) قيامة z [#ḳwm fiˁāla(t) msd.] 1. kalkışma, 2. İslam mitolojisinde ölülerin topluca dirilmesi Ar ḳāma قام zayağa kalktı, durdu

kıyas

Ar ḳiyās قياس z [#ḳys fiˁāl msd.] ölçüm, karşılaştırma, benzetme yoluyla akıl yürütme Ar ḳāsa قاس zölçtü, karşılaştırdı

kıyı

<< ETü kıdıġ kenar ETü kıd- kesmek +I(g)