kıy|mak

kıvılcım

TTü kığılça- kıvılcımlanmak +Im onom kığıl kığıl kıvılcımlanma anlatan söz

kıvır|mak

OTü kıvur- bükmek, burmak

kıvırcık

TTü kıvır kırışık, buruşuk +çUk

kıvrak

<< OTü-KT kıvrak kıvrık, kıvırcık OTü kıvur- bükmek, buruşturmak, kıvırmak +(g)Ak

kıvran|mak

TTü kıvra- kıvrılmak, buruşmak +In-

kıy|mak

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
uguşı bodunı bişükiŋe tegi kıdmaz ermiş [halkı budunu akrabasına dek kıymaz imiş] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol yığaç kıydı [ağaç kesti] (...) er sözin kıydı [sözünden döndü] KTü: "eziyet etmek, öldürmek" [ Seyf-i Sarayî, Gülistan tercümesi, 1391]

<< ETü kıy- (bıçak veya başka aletle) kesmek, bedensel ceza vermek << ETü kıd- kesmek

Benzer sözcükler: iri kıyım, kıyasıya, kıydırmak, kıyıcı, kıyılmak, kıyım


27.08.2017
kıyafet

Ar ḳiyāfa(t) قيافة z [#ḳyf fiˁāla(t) msd.] 1. kılık, dış görünüm, 2. kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi, 3. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı

kıyak

ETü kıy- +(g)Ak

kıyam

Ar ḳiyām قيام z [#ḳwm fiˁāl msd.] ayağa kalkma, kalkışma Ar ḳāma قام zdurdu, ayağa kalktı

kıyamet

Ar ḳiyāma(t) قيامة z [#ḳwm fiˁāla(t) msd.] 1. kalkışma, 2. İslam mitolojisinde ölülerin topluca dirilmesi Ar ḳāma قام zayağa kalktı, durdu

kıyas

Ar ḳiyās قياس z [#ḳys fiˁāl msd.] ölçüm, karşılaştırma, benzetme yoluyla akıl yürütme Ar ḳāsa قاس zölçtü, karşılaştırdı