kıvırcık

kıvam

Ar ḳiwām قوام z [#ḳwm fiˁāl msd.] bir arada durma, mukavemet, konsistans Ar ḳāma قام zdurdu

kıvan|mak

ETü kıb kut, saadet, baht +(g)An-

kıvanç

TTü kıvan- +(In)ç

kıvılcım

TTü kığılça- kıvılcımlanmak +Im onom kığıl kığıl kıvılcımlanma anlatan söz

kıvır|mak

OTü kıvur- bükmek, burmak

kıvırcık

TTü: [ Şeyhoğlu, Marzubânnâme terc., 1380]
ve kıvırcuk tüler başında ayağında saçılmış TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kıvırcık salata, kıvırcık lahana, kıvırcık koyun

TTü kıvır kırışık, buruşuk +çUk

 kıvır-


18.09.2017
kıvrak

<< OTü-KT kıvrak kıvrık, kıvırcık OTü kıvur- bükmek, buruşturmak, kıvırmak +(g)Ak

kıvran|mak

TTü kıvra- kıvrılmak, buruşmak +In-

kıy|mak

<< ETü kıy- (bıçak veya başka aletle) kesmek, bedensel ceza vermek << ETü kıd- kesmek

kıyafet

Ar ḳiyāfa(t) قيافة z [#ḳyf fiˁāla(t) msd.] 1. kılık, dış görünüm, 2. kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi, 3. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı

kıyak

ETü kıy- +(g)Ak