kıta

kış2

ünl kovma ünlemi

kışır

Ar ḳişr قِشْر z [#ḳşr] kabuk Ar ḳaşara قَشَرَ zkabuk soydu

kışkırt|mak

<< OTü kışkır-/ġıjġır- haykırmak, çığlık atmak

kışla

<< ETü kışlaġ/kışlak kışlama yeri ETü kışla- +I(g) ETü kış +lA-

kıt

Ar ḳaḥṭ قحط z [#ḳḥṭ faˁl msd.] kıtlık, kuraklık Ar ḳaḥaṭa قَحَطَ zkıtlık oldu

kıta

"parça" [ Seydi Ali Reis, Miratü'l-Memalik, 1557]
kendüne müteˁalliḳ olan üç ḳıtˁa kadırga ile "... şiir bölüğü" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ḳıṭˁat: (...) stropha. "... kara parçası ... askeri birlik" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳıṭˁa: (...) Küre-i arzın büyük yerleri. (...) Orduda müfreze.

Ar ḳiṭˁa(t) قِطْعة z [#ḳṭˁ fiˁla(t) mr.] bölük, kısım, kesim, askeri birlik, coğrafyada kıta, şiirde bölük, paragraf Ar ḳaṭaˁa قَطَعَ zkesti

 kat2


12.05.2015
kıtal

Ar ḳitāl قِتَال z [#ḳtl fiˁāl msd.] mukatele (öldürüşme), katliam (toplu öldürme) Ar ḳatala قَتَلَ zöldürdü

kıtık

<< TTü kırtık kırpıntı TTü kırt-/kırp-/kırk- yün kesmek +Uk

kıtıpiyos

Yun kato pión κατώ πιόν zdüşük nitelikli, değersiz § Yun kato κατώ zaşağı, alçak, düşük Yun pión πιόν znitelik, kimlik (Yun piós πιός zkim )

kıtır

onom gevrek nesne sesi, kesme sesi

kıtlama

<< TTü kırtlama kemirme onom kırt kemirme ve ısırma sesi