kıtır

kıt

≈? ETü kız nadir, kıt

kıta

Ar ḳiṭˁa(t) قِطْعة z [#ḳṭˁ fiˁla(t) mr.] bölük, kısım, kesim, askeri birlik, coğrafyada kıta, şiirde bölük, paragraf Ar ḳaṭaˁa قَطَعَ zkesti

kıtal

Ar ḳitāl قِتَال z [#ḳtl fiˁāl msd.] mukatele (öldürüşme), katliam (toplu öldürme) Ar ḳatala قَتَلَ zöldürdü

kıtık

<< TTü kırtık kırpıntı TTü kırt-/kırp-/kırk-

kıtıpiyos

Yun kato pión κατώ πιόν zdüşük nitelikli, değersiz § Yun kato κατώ zaşağı, alçak, düşük Yun pión πιόν znitelik, kimlik (Yun piós πιός zkim )

kıtır

TTü: "... yalan" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kıtırdamak: Kıt şeyler gibi ses çıkarmak. (...) kıtır: Yalan. "... gevrek (sıfat)" [ Milliyet - gazete, 1973]
altın sarısı ve kıtır olarak kızartıp "gevrek (ad)" [ Milliyet - gazete, 1996]
Leziz çikolata Milka'nin Lila Pause Karamel'i gerçekten mükemmel bir tada sahip. Üstelik içi kıtırlı karamel ile çevrelenmiş.

onom gevrek nesne sesi, kesme sesi

 kırt

Not: Argoya özgü "yalan" anlamı muhtemelen "kesmek" fiilini ima eder.

Benzer sözcükler: kıtır kıtır, kıtırdamak, kıtırdak, kıtırtı


02.05.2019
kıtlama

<< TTü kırtlama kemirme onom kırt kemirme ve ısırma sesi

kıvam

Ar ḳiwām قوام z [#ḳwm fiˁāl msd.] bir arada durma, mukavemet, konsistans Ar ḳāma قام zdurdu

kıvan|mak

ETü kıb kut, saadet, baht +(g)An-

kıvanç

TTü kıvan- +(In)ç

kıvılcım

TTü kığılça- kıvılcımlanmak +Im onom kığıl kığıl kıvılcımlanma anlatan söz