kıtık

kışkırt|mak

<< OTü kışkır-/ġıjġır- haykırmak, çığlık atmak

kışla

<< ETü kışlaġ/kışlak kışlama yeri ETü kışla- +I(g) ETü kış +lA-

kıt

Ar ḳaḥṭ قحط z [#ḳḥṭ faˁl msd.] kıtlık, kuraklık Ar ḳaḥaṭa قَحَطَ zkıtlık oldu

kıta

Ar ḳiṭˁa(t) قِطْعة z [#ḳṭˁ fiˁla(t) mr.] bölük, kısım, kesim, askeri birlik, coğrafyada kıta, şiirde bölük, paragraf Ar ḳaṭaˁa قَطَعَ zkesti

kıtal

Ar ḳitāl قِتَال z [#ḳtl fiˁāl msd.] mukatele (öldürüşme), katliam (toplu öldürme) Ar ḳatala قَتَلَ zöldürdü

kıtık

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kıtık, kırtık: kendir çöpü, minder kıtığı.

<< TTü kırtık kırpıntı TTü kırt-/kırp-/kırk- yün kesmek +Uk

 kırp-

Not: Ana sf. 234'e göre kıtık dolgu minder modasını İstanbul'da büyük Rus Harbi (1877?) sırasında Çöpçü Emin adlı bir usta çıkarmıştı. Ancak sözcüğün 1876 tarihli Vefik Paşa sözlüğünde bulunması, bu tezi zayıflatır. • Eşdeğer olan kırp-, kıp-, kırt-, kıt- ve kırk- biçimlerinin varlığı onomatope yapısını düşündürür.


21.09.2021
kıtıpiyos

Yun kato pión κατώ πιόν zdüşük nitelikli, değersiz § Yun kato κατώ zaşağı, alçak, düşük Yun pión πιόν znitelik, kimlik (Yun piós πιός zkim )

kıtır

onom gevrek nesne sesi, kesme sesi

kıtlama

<< TTü kırtlama kemirme onom kırt kemirme ve ısırma sesi

kıvam

Ar ḳiwām قوام z [#ḳwm fiˁāl msd.] bir arada durma, mukavemet, konsistans Ar ḳāma قام zdurdu

kıvan|mak

ETü kıb kut, saadet, baht +(g)An-