kısır2

kısa

<< ETü kısġa uzun zıddı ETü kıs- sıkmak, daraltmak, cimri olmak +gA

kısas1

Ar ḳiṣāṣ قصاص z [#ḳṣṣ fiˁāl msd.] ödeşme, suç bedeli Ar ḳāṣṣa [III f.] ödeşti, öç aldı Ar ḳaṣṣa قصّ z1. kesti, kırptı, 2. birinin ayak izini takip etti, 3. öyküledi, anlattı

kısas2

Ar ḳiṣaṣ قصص z [#ḳṣṣ fiˁal çoğ.] öyküler Ar ḳiṣṣa(t) قصّة z [t.] öykü

kısım

Ar ḳism قِسْم z [#ḳsm fiˁl msd.] bölme, bölüm, pay, hisse Ar ḳasama قَسَمَ zböldü, pay etti

kısır1

<< ETü kısır doğurmayan insan veya hayvan <? ETü kız 1. hasis, kıt, 2. evlenmemiş dişi

kısır2

"Antakya mutfağına özgü bulgur yemeği" [ Milliyet - gazete, 1982]
ekşi aşı, cevizli biber, 'kısır' denilen sarma içi

Ar


06.09.2017
kısıt

TTü kıs- +Ut

kıskaç

<< ETü kısġaç maşa ETü kıs- sıkmak +(g)Aç

kıskan|mak

<< ETü kızġan-/kısġan- cimrilik etmek, esirgemek ETü kızıġ/kısı +(g)An- ETü kız kıt +I(g)

kıskıvrak

TTü kavra- +Ik

kısmet

Ar ḳisma(t) قسمة z [#ḳsm fiˁla(t) mr.] 1. pay etme, bölme, 2. pay, hisse, nasip Ar ḳasama قسم zböldü, pay etti