kıranta

kıraat

Ar ḳirāˀa(t) قرأة z [#ḳrA fiˁāla(t) msd.] okuma Ar ḳaraˀa قرأ zokudu Aram ḳərā קרא‎ z [#ḳry] 1. çağırma, seslenme, 2. okuma, özellikle kutsal kitap okuma, kıraat etme

kıraç

<? TTü kır

kırağı

<< ETü kıraġu kırağı ≈ Moğ kiragu a.a.

kıran1

ETü kır- 1. kesmek, 2. öldürmek, katliam etmek +(g)An

kıran2

<< TTü kıraŋ kenar, kıyı <? TTü kır-

kıranta

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kıranta: Kır [saçlı] [ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
kıranta, kırçıl, kır, ak [bıyık türleri]

<? TTü kır [fem.] gri

 kır

Not: Sözcük yapısı açık değildir. Meyer'e (1893) istinaden Tietze'nin İt quaranta "kırk" sözcüğüyle irtibatlandırma önerisi kabul edilemez.


03.04.2019
kırat

Ar ḳirāt قرات z1. keçiboynuzu çekirdeği, 2. bir tartı birimi EYun kerátion κεράτιον z [küç.] 1. «boynuzcuk», keçiboynuzu bitkisi, ceratonia siliqua, 2. keçiboynuzu çekirdeğine eşdeğer tartı birimi EYun kéras κέρας zboynuz +ion

kırba

Ar ḳirba(t)/ḳirrāba(t) قربة z [#ḳrb fiˁla(t) mr.] su tulumu

kırbaç

TTü kırp- dövmek +(g)Aç

kırçıl

§ TTü kır gri TTü çal/çil karışık renkli, alaca, çil

kırış|mak

<< TTü kıvrış- buruşmak, kıvrık hale gelmek TTü kıvır- +Iş-