kıran1

kır

<< ETü kır dağ

kır|mak

<< ETü kır- kazmak, kazımak ETü kıy- +(g)Ur-

kıraat

Ar ḳirāˀa(t) قرأة z [#ḳrA fiˁāla(t) msd.] okuma Ar ḳaraˀa قرأ zokudu Aram ḳərā קרא‎ z [#ḳry] 1. çağırma, seslenme, 2. okuma, özellikle kutsal kitap okuma, kıraat etme

kıraç

<? TTü kır

kırağı

<< ETü kıraġu kırağı ≈ Moğ kiragu a.a.

kıran1

"salgın hastalık" [ Hızır b. Celalüddin, Tarih-i İbn Kesir terc., 1438]
kıran vākiˁ oldı, kızlıktan ve kırandan [kıtlıktan ve salgından] çok kişiler öldiler

ETü kır- 1. kesmek, 2. öldürmek, katliam etmek +(g)An

 kır-


03.04.2019
kıran2

<< TTü kıraŋ kenar, kıyı <? TTü kır-

kıranta

<? TTü kır [fem.] gri

kırat

Ar ḳirāt قرات z1. keçiboynuzu çekirdeği, 2. bir tartı birimi EYun kerátion κεράτιον z [küç.] 1. «boynuzcuk», keçiboynuzu bitkisi, ceratonia siliqua, 2. keçiboynuzu çekirdeğine eşdeğer tartı birimi EYun kéras κέρας zboynuz +ion

kırba

Ar ḳirba(t)/ḳirrāba(t) قربة z [#ḳrb fiˁla(t) mr.] su tulumu

kırbaç

TTü kırp- dövmek +(g)Aç