kıraç

kıpır

onom kıpıl/kıpır durduğu yerde devinme sesi

kıpti

Ar ḳibṭī قبطى zMısır yerlisi EYun aigýptios αιγύπτιος zMısırlı öz Aigyptos Aιγύπτος zMısır Mıs

kır

<< ETü kır dağ

kır|mak

<< ETü kır- kazmak, kazımak ETü kıy- +(g)Ur-

kıraat

Ar ḳirāˀa(t) قرأة z [#ḳrA fiˁāla(t) msd.] okuma Ar ḳaraˀa قرأ zokudu Aram ḳərā קרא‎ z [#ḳry] 1. çağırma, seslenme, 2. okuma, özellikle kutsal kitap okuma, kıraat etme

kıraç

"kurak yer, bozkır" [ Edirneli Nazmi, Divan-ı Türkî-i Basit, <1555]
biten otı boz olur hep ola bir yer ki ḳırāc [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
Kivir [Fa.]: Susuz ve otsuz çorak yere denir (...) Türkīde daχı kırac lafzı mütedāvildir.

<? TTü kır

 kır

Not: Sözcük yapısı belirsizdir. TTü araç isimleri yapan +gAç/+Aç eki düşünülemez. ● Burhan-ı Katı çevirisinde Mütercim Asım sözcüğün Arapça olduğunu belirtir. Yanlış olan bu görüş, muhtemelen Ar ḳarāh sözcüğünün yanlış okunmasından kaynaklanır.


11.04.2019
kırağı

<< ETü kıraġu kırağı ≈ Moğ kiragu a.a.

kıran1

ETü kır- 1. kesmek, 2. öldürmek, katliam etmek +(g)An

kıran2

<< TTü kıraŋ kenar, kıyı <? TTü kır-

kıranta

<? TTü kır [fem.] gri

kırat

Ar ḳirāt قرات z1. keçiboynuzu çekirdeği, 2. bir tartı birimi EYun kerátion κεράτιον z [küç.] 1. «boynuzcuk», keçiboynuzu bitkisi, ceratonia siliqua, 2. keçiboynuzu çekirdeğine eşdeğer tartı birimi EYun kéras κέρας zboynuz +ion