kır|mak

kındıra

OYun kanthēlē κανθήλη zbir tür hasır otu << EYun kalamanthēlē καλαμανθήλη zpüskül kamışı, a.a. § EYun kálamos κάλαμος zkamış EYun anthēlē ανθήλη zpüskül

kınnap

Ar ḳinnab قنّب z [#ḳnb] kenevir ≈ Aram ḳanabbīs קַנבׅיס za.a. ≈ Akad qunnabtu a.a.

kıpır

onom kıpıl/kıpır durduğu yerde devinme sesi

kıpti

Ar ḳibṭī قبطى zMısır yerlisi EYun aigýptios αιγύπτιος zMısırlı öz Aigyptos Aιγύπτος zMısır Mıs

kır

<< ETü kır dağ

kır|mak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
er yérig kırdı [[adam yeri kazdı]] KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
kırdı [[katliam etti]] Çağ: [ Pavet de Courteille, Dictionnaire Turc Oriental, <1500]
kırmak: gratter, briser [kazımak, kırmak]; tuer plusieurs personnes [birçok insan öldürmek] TTü: kırıntı [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kırıntı: Fragmentum [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
burun kırmak ... kulunç kırmak ... para kırmak ... pot kırmak

<< ETü kır- kazmak, kazımak ETü kıy- +(g)Ur-

 kıy-

Not: Kaşgarî'deki tek ve şüpheli örnek dışında ETü kaydı ve türevleri yoktur. ETü kıy-/%ikıı- "bıçakla kesmek, kan dökmek" fiilinden 11. yy dolayında türetilmiş derivatif bir biçim olduğu kabul edilebilir.

Benzer sözcükler: çıtkırıldım, kıran kırana, kırdırmak, kırgın, kırık, kırıklık, kırılmak, kırılgan, kırım, kırıntı, kırıp dökmek, kırma

Bu maddeye gönderenler: kıran1, kıran2, kırıt-, kırk-, soykırım


22.03.2019
kıraat

Ar ḳirāˀa(t) قرأة z [#ḳrA fiˁāla(t) msd.] okuma Ar ḳaraˀa قرأ zokudu Aram ḳərā קרא‎ z [#ḳry] 1. çağırma, seslenme, 2. okuma, özellikle kutsal kitap okuma, kıraat etme

kıraç

<? TTü kır

kırağı

<< ETü kıraġu kırağı ≈ Moğ kiragu a.a.

kıran1

ETü kır- 1. kesmek, 2. öldürmek, katliam etmek +(g)An

kıran2

<< TTü kıraŋ kenar, kıyı <? TTü kır-