kılavuz

kıkırdak

<< TTü kıtırdak kıkırdak TTü kıtırda- kırtlamak, kırılma sesi çıkarmak

kıl

<< ETü kıl kıl

kıl|mak

<< ETü kıl- yapmak, yaratmak

kılağı

<< TTü kılağu kılıcın keskinliği, bileği <? TTü kıl- +AgU

kılaptan

<? Ar ḳallāb قلّاب z [#ḳlb faˁˁāl mesl.] çıkrık, iplik eğirme çarkı Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi

kılavuz

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kulābuz: al-dalīl [[rehber - 'b' sesi 'w'den dönüşmüştür.]], kalın kāz kulāwuzsuz bolmas [[kaz sürüsü kılavuzsuz olmaz]]

<< ETü kulavuz yol gösteren, rehber

Not: Türkçe sözcük en erken İbn Faḍlān'ın M 921 yılında Volga Bulgarları arasında yaptığı yolculuk bağlamında kaydedilmiştir. Doerfer sf. 3: §1504 yapıca Türkçe kökene indirgenemeyen sözcüğün kaybolmuş bir Orta Asya dilinden alıntı olabileceğini savunur: "vielleicht stammt es aus einer untergegangenen zentralasiatischen Sprache".


06.11.2018
kılcal

TTü kıl +çAl

kılçık

(≈ ETü kıltık saç kepeği veya kılçık ) ETü kıl +çUk

kılgı

TTü kıl- +gU

kılıbık

?

kılıç

<< ETü kılıç keskinleştirilmiş demirden yapma silah ETü kıl- işlemek +Iç