kıl

kıblenüma

§ Ar ḳibla(t) قبلة zkıble Fa numā نما zgösteren (Fa numūdan göstermek )

kıç

<< OTü-KT kıç bacağın arkası

kıdem

Ar ḳidam قدم z [#ḳdm] 1. önde olma, önce olma, erken gelme, 2. eskilik, öncelik Ar ḳadama قدم zönde veya önce idi, adım attı ≈ Aram ḳədam קְדַם z [#ḳdm] önce veya önde olmak, öncelik, önce

kıkır

onom hafif gülme sesi

kıkırdak

<< TTü kıtırdak kıkırdak TTü kıtırda- kırtlamak, kırılma sesi çıkarmak

kıl

ETü: [ Uygurca Budist metinler, <1000]
kılça egsümez tegşilme [bir kıl kadar eksilmez, değişmez] ETü: [ Kutadgu Bilig, 1069]
yoluŋ kılda yinçge özüŋi könit [yolun kıldan ince, kendini doğrult] TTü: kılkuyruk [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
Türkçede bağırtlak ve bağrı kara taˁbīr olunan kuşdur; baˁzı diyārda kıl kuyruk derler. TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
burundan kıl aldırmamak (...) boynu kıldan ince (...) yağdan kıl çekmek

<< ETü kıl kıl

Not: Karş. Moğ kilgasu(n) "atın kuyruk kılı".

Benzer sözcükler: kıl payı, kıl testere, kılkuyruk, kıllanmak, kıllandırmak, kıllı

Bu maddeye gönderenler: kılcal, kılçık


01.06.2015
kıl|mak

<< ETü kıl- yapmak, yaratmak

kılağı

<< TTü kılağu kılıcın keskinliği, bileği <? TTü kıl- +AgU

kılaptan

<? Ar ḳallāb قلّاب z [#ḳlb faˁˁāl mesl.] çıkrık, iplik eğirme çarkı Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi

kılavuz

<< ETü kulavuz yol gösteren, rehber

kılcal

TTü kıl +çAl