kılıbık

kılaptan

<? Ar ḳallāb قلّاب z [#ḳlb faˁˁāl mesl.] çıkrık, iplik eğirme çarkı Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi

kılavuz

<< ETü kulavuz yol gösteren, rehber

kılcal

TTü kıl +çAl

kılçık

(≈ ETü kıltık saç kepeği veya kılçık ) ETü kıl +çUk

kılgı

TTü kıl- +gU

kılıbık

"karısına boyun eğen (erkek)" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Toraman, 1919]
O kadar kılıbık bir herif olmuştu ki her hatve-i ef’alinde ne yapacağını karısına sorar, o ne emrederse öyle yapardı.

?

Not: Karş. Yakut kilbik/kirbik "ürkek, korkak" (Pek 520, 524) < Moğ girbi "a.a." (Lessing 384). Ancak TTü sözcük 20. yy'dan önce kaydedilmemiştir.


04.02.2018
kılıç

<< ETü kılıç keskinleştirilmiş demirden yapma silah ETü kıl- işlemek +Iç

kılıf

Ar ġilāf غلاف z [#ġlf fiˁāl msd.] herhangi bir şeyin dış kabı veya zarfı, kılıç veya bıçak kını Ar ġalafa غلف zkılıfladı

kılık

<< ETü kılık tavır ve hareket, karakter ETü kıl- +Uk

kımıl1

onom kımıl/kımır devinme sesi

kımıl2

Ar ḳaml قمل z [#ḳml faˁl ] bit ≈ Akad ḳamlu a.a.