kılçık

kıl|mak

<< ETü kıl- yapmak, yaratmak

kılağı

<< TTü kılağu kılıcın keskinliği, bileği <? TTü kıl- +AgU

kılaptan

<? Ar ḳallāb قلّاب z [#ḳlb faˁˁāl mesl.] çıkrık, iplik eğirme çarkı Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi

kılavuz

<< ETü kulavuz yol gösteren, rehber

kılcal

TTü kıl +çAl

kılçık

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kıltık [[başta bulunan kepek]] [ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
kılçık Çağ: [ Babürname, 1530]
Hindustan balıġlarınınġ küşti [eti] lezīz bolur idi ve kıltığı bolmas

(≈ ETü kıltık saç kepeği veya kılçık ) ETü kıl +çUk

 kıl


04.10.2017
kılgı

TTü kıl- +gU

kılıbık

?

kılıç

<< ETü kılıç keskinleştirilmiş demirden yapma silah ETü kıl- işlemek +Iç

kılıf

Ar ġilāf غلاف z [#ġlf] kılıf, kabuk, meyve veya yumurta kabuğu, zarf, kın Aram ḳilāph קִלָפא z [#ḳlp] a.a. ≈ Akad qilpu a.a.

kılık

<< ETü kılık tavır ve hareket, karakter ETü kıl- +Uk