kış2

kısrak

<< ETü kısrak genç dişi at ETü kısır 1. cimri, kıt, 2. evlenmemiş dişi +Ak

kıssa

Ar ḳiṣṣa(t) قصّة z [#ḳṣṣ fiˁla(t) mr.] dilekçe, öykü Ar ḳaṣṣa قصّ zizinden gitti, öyküledi

kıstak

TTü kısta- daraltmak, sıkmak +Uk <? TTü kısıt +(g)A-

kıstas

Ar ḳisṭās قسطاس z [#ḳsṭs q.] 1. tartı, terazi, 2. resmen belirlenmiş tartı standardı Aram ḳisṭā/ḳīsṭā קסטא zbir tartı birimi EYun ksestḗs ξεστής zRoma İmparatorluğunda bir sıvı hacim ve tartı birimi (litrenin yarısı kadar) Lat sextarius altıda bir, a.a. Lat sex altı +ari°

kış1

<< ETü kış soğuk mevsim

kış2

TTü: [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
cümle iç ağalarına kiş kiş deyüp paşa ve hakīr tek ü tenhā kalup

ünl kovma ünlemi

Benzer sözcükler: kışkış, kışkışlamak, kışt


29.07.2015
kışır

Ar ḳişr قِشْر z [#ḳşr] kabuk Ar ḳaşara قَشَرَ zkabuk soydu

kışkırt|mak

<< OTü kışkır-/ġıjġır- haykırmak, çığlık atmak

kışla

<< ETü kışlaġ/kışlak kışlama yeri ETü kışla- +I(g) ETü kış +lA-

kıt

Ar ḳaḥṭ قحط z [#ḳḥṭ faˁl msd.] kıtlık, kuraklık Ar ḳaḥaṭa قَحَطَ zkıtlık oldu

kıta

Ar ḳiṭˁa(t) قِطْعة z [#ḳṭˁ fiˁla(t) mr.] bölük, kısım, kesim, askeri birlik, coğrafyada kıta, şiirde bölük, paragraf Ar ḳaṭaˁa قَطَعَ zkesti