kışır

kıssa

Ar ḳiṣṣa(t) قصّة z [#ḳṣṣ fiˁla(t) mr.] dilekçe, öykü Ar ḳaṣṣa قصّ zizinden gitti, öyküledi

kıstak

TTü kısta- daraltmak, sıkmak +Uk <? TTü kısıt +(g)A-

kıstas

Ar ḳisṭās قسطاس z [#ḳsṭs q.] 1. tartı, terazi, 2. resmen belirlenmiş tartı standardı Aram ḳisṭā/ḳīsṭā קסטא zbir tartı birimi EYun ksestḗs ξεστής zRoma İmparatorluğunda bir sıvı hacim ve tartı birimi (litrenin yarısı kadar) Lat sextarius altıda bir, a.a. Lat sex altı +ari°

kış1

<< ETü kış soğuk mevsim

kış2

ünl kovma ünlemi

kışır

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
eyüsinden yavuzın seçmek gerek / mağzın alup kışrını saçmak gerek [özünü alıp kabuğunu bırakmak gerek] [ Ahterî-i Kebir, 1545]
sūrencān (Ar.): bir ot köküdür ki kestane şeklinde ve üstünde kestane kışrı gibi kışrı olur.

Ar ḳişr قِشْر z [#ḳşr] kabuk Ar ḳaşara قَشَرَ zkabuk soydu


20.07.2015
kışkırt|mak

<< OTü kışkır-/ġıjġır- haykırmak, çığlık atmak

kışla

<< ETü kışlaġ/kışlak kışlama yeri ETü kışla- +I(g) ETü kış +lA-

kıt

≈? ETü kız nadir, kıt

kıta

Ar ḳiṭˁa(t) قِطْعة z [#ḳṭˁ fiˁla(t) mr.] bölük, kısım, kesim, askeri birlik, coğrafyada kıta, şiirde bölük, paragraf Ar ḳaṭaˁa قَطَعَ zkesti

kıtal

Ar ḳitāl قِتَال z [#ḳtl fiˁāl msd.] mukatele (öldürüşme), katliam (toplu öldürme) Ar ḳatala قَتَلَ zöldürdü