küvet

küt3 böreği

<< TTü Kürt böreği kızartma yufka ve pudra şekeri ile yapılan bir börek

kütikül

Fr cuticule İng cuticle dericik, yaprak zarı, tırnak dibi derisi Lat cuticulus [küç.] dericik Lat cutis deri +icul°

kütle

Ar kutla(t) كتلة z [#ktl fuˁla(t) mr.] yığın, küme Ar katala كتل zyığdı

kütük

OYun kōdikos κώδικος z1. ağaç gövdesi, tomruk, 2. büyük defter, yasa külliyatı Lat cōdex, cōdic- a.a.

kütüphane

Fa kutubχāne كتبخانه zkitapevi, kitaplık § Ar kutub كتب z [#ktb fuˁul çoğ.] kitaplar (Ar kitāb كتاب z [t.] ) Fa χāne خانه zev

küvet

[ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Tutuşmuş Gönüller, 1926]
iri, ufak, musluksuz, basit lavabolar; birçok kirli yüzler, eller yıkamış 'küvet'ler, 'broka'lar

Fr cuvette [küç.] leğen, yıkama veya yıkanma teknesi Fr cuve varil, fıçı +et° << Lat cupa varil, fıçı


18.12.2014

Ar لا zdeğil, yok, hayır (edat)

labada

Yun lápatha [çoğ.] Yun lápathon λάπαθον zyaprakları yenen bir yaban otu, rumex patientia << EYun lápathon/lápathos λάπαθον za.a. (Kaynak: LS sf. 1030)≈? EYun laparós λαπαρός zyumuşak, kof

labia

İng/Lat labia Lat labia pudendi [çoğ.] kadın cinsel organının dudakları Lat labium dudak << HAvr *leb- a.a.

labirent

Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı EYun labyrínthos λαβυρίνθος za.a., özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz << AYun dapurito-

labne

Ar labna(t) لبنة z [#lbn faˁla(t) mr.] süt pıhtısı, bir tür taze peynir Ar laban لبن zsüt