küt2

küsur

Ar kusūr كسور z [#ksr fuˁūl çoğ.] kırıklar, aritmetikte kesirler Ar kasr كسر z [t.] kırık, kırıntı

küşat

Fa guşād گشاد zaçma, açış, açılış Fa guşādan گشادن zaçmak << OFa vişatan a.a.

küşayiş

Fa guşāyiş گشايش zaçıklık Fa guşādan, guşā- گشادن, گشا zaçmak +iş << OFa vişātan, vişā- a.a. << İr vi+ ?

küşleme

?

küt1

Fa kund كند zyuvarlak, top gibi, keskin ve sivri zıddı

küt2

TTü: [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
Küt küt buğa solumağa başladı, ağzı köpüklendi. TTü: kütür [ Danişmend-Name, 1360]
ol yiğidi kütür yire urdı. TTü: [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
Engürü paşasının mehterχānesi kütür kütür döğülüp

onom sert vurma sesi

Benzer sözcükler: kütlemek, kütletmek, kütür, kütürdemek, kütürdetmek, kütürt, kütürtü


09.09.2017
küt3 böreği

<< TTü Kürt böreği kızartma yufka ve pudra şekeri ile yapılan bir börek

kütikül

Fr cuticule İng cuticle dericik, yaprak zarı, tırnak dibi derisi Lat cuticulus [küç.] dericik Lat cutis deri +icul°

kütle

Ar kutla(t) كتلة z [#ktl fuˁla(t) mr.] yığın, küme Ar katala كتل zyığdı

kütük

OYun kōdikos κώδικος z1. ağaç gövdesi, tomruk, 2. büyük defter, yasa külliyatı Lat cōdex, cōdic- a.a.

kütüphane

Fa kutubχāna كتبخانه zkitapevi, kitaplık § Ar kutub كتب z [#ktb fuˁul çoğ.] kitaplar (Ar kitāb كتاب z [t.] ) Fa χāna خانه zev