künye

kündekâri

Fa kande kārī كنده كارى zağaç üstüne oyma işi § Fa kande كنده zkazılmış, oyulmuş (Fa kandan كندن zkazmak, oymak +a ) Fa kārī كارى zişçilik

künefe

Ar kunāfa(t) كنافة z [#knf fuˁāla(t) mr.] tel kadayıfı Ar kanafa كنف zkanadı altına aldı, kucakladı

küner

Yun kukunára κουκουνάρα zkozalak veya çam fıstığı ≈ OYun kounárion κουνάριον za.a.

künh

Ar kunh كُنْه z [#knh fuˁl ] bir şeyin özü veya son derecesi, cevher, esas

künk

İt cunicolo istihkâm tüneli, lağım << Lat cuniculus 1. tavşan, 2. tavşan tüneli, askeriyede istihkâm tüneli

künye

"lakap" [ Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
birine ġavvāṣ künyet urdılar / zīrā dür çıkardügini gördiler ['Dalgıç' lakabını verdiler, çünkü inci çıkardığını gördüler] [ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
anıŋ künyeti Ebi Hanīfe-turur "... isim bileziği" [ Cumhuriyet - gazete, 1954]
Mezunlar icin hazırlanacak olan altın ve gümüs künye plâkası da bu merasimde dağıtılacaktır. "... kitap veya filmin tasnif bilgileri" [ Cumhuriyet - gazete, 1962]
kitapların da bir künyesi olduğu kabul ediliyor. Buna 'Bibliyografik künye' deniliyor.

Ar kunya(t) كنية z [#knw fuˁla(t) mr.] lakap, san, soyadı

Bu maddeye gönderenler: kinaye


23.09.2017
küp1

<< ETü kǖp su veya şarap küpü ≈ Fa kūb/χumb كوپ za.a. ≈ Aram gūb, gob גּוֹב, גּוּב zözellikle yere gömülen küp, sarnıç ≈ Akad gubbu a.a.

küp2

Fr cube kare prizması Lat cubus oyun zarı, oyun zarına benzeyen geometrik şekil EYun kýbos κύβος za.a. Sam

küpe

<< ETü küpe kulağa takılan süs ≈ Moğ köbege a.a.

küpeşte

Yun kupastí κουπαστί zkürek dayama yeri Yun kupí κουπί zkürek << EYun kōpē κώπη za.a.

kür

Fr cure tedavi << Lat cura ilgi, ihtimam, gözkulak olma, nöbet tutma, tedavi (Kaynak: E-M 159)<< ALat coisa a.a.