künde

kümbet

Fa/OFa gunbad گنبد zkubbe Aram ḳubbtā קֻבְּתָא z [#ḳbb] a.a.

küme

Ar kūma(t) كومة zyığın, öbek, çokluk EYun kýma κύμα za.a. EYun kýō κύω zşişmek, kabarmak, top gibi olmak +ma(t) << HAvr *ḱewh₁- (*ḱew-) içi boşalmak

kümes

Yun kimásion κοιμάσιον zuyuma yeri Yun kimoúme κοιμούμαι zyatmak, uyumak +ion << EYun koimáō κοιμάω zyatırmak, uyutmak

kümülatif

Fr cumulatif biriken, birikimli Lat cumulativus a.a. Lat cumulare yığmak, biriktirmek +(t)iv°

kümülüs

Lat cumulus küme, yığın << HAvr *ku-m-ol-o- küme, kabarmış şey +ul° HAvr *ḱewh₁- (*ḱew-) şişmek, kabarmak

künde

"bukağı" [ Ahmedî, İskendernâme, 1398]
bu cihān ü cennet ü bağ / elime kündedür ayağıma bağ "... güreşte bir hamle" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
cümle kasaba pehlivānların birer elden elleşüp kündeden yahud Cezāyir sarmasından yahud taşlamadan veya girdmāndan

Fa kunde كنده ziri ve kalın ağaç, tomruk, bukağı << OFa kundag tomruk OFa kund/gund yuvarlak nesne, top +a

 kunt


14.11.2019
kündekâri

Fa kande kārī كنده كارى zağaç üstüne oyma işi § Fa kande كنده zkazılmış, oyulmuş (Fa kandan كندن zkazmak, oymak +a ) Fa kārī كارى zişçilik

künefe

Ar kunāfa(t) كنافة z [#knf fuˁāla(t) mr.] tel kadayıfı Ar kanafa كنف zkanadı altına aldı, kucakladı

küner

Yun kukunára κουκουνάρα zkozalak veya çam fıstığı ≈ OYun kounárion κουνάριον za.a.

künh

Ar kunh كُنْه z [#knh fuˁl ] bir şeyin özü veya son derecesi, cevher, esas

künk

İt cunicolo istihkâm tüneli, lağım << Lat cuniculus 1. tavşan, 2. tavşan tüneli, askeriyede istihkâm tüneli