kâkül

kaknem

Erm kaknem քաքնեմ zsıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) Erm kak- քաք zsıçmak

kaknüs

Ar/Fa ḳaḳnūs kendi küllerinden doğan efsane kuşu Süry ḳūḳnus kuğu kuşu EYun kýknos κύκνος za.a.

kakofoni

Fr cacophonie ses uyumsuzluğu, gürültü EYun kakophonía κακοφονία z § EYun kakós κακός zkötü EYun phonḗ φονή zses

kaktüs

Fr cactus dikenli bir bitki sınıfı YLat cactus a.a. (İlk kullanım: Linnaeus, İsv. botanist (1707-1778).) EYun káktos κάκτος zdeve dikeni

kakule

Ar ḳāḳulla(t) قاقلّة zGüney Asya'ya özgü bir baharat, elettaria cardamomum Aram ḳāḳūlā קקולא za.a. Akad ḳāḳullu a.a.

kâkül

[ anon., et-Tuhfetu'z-Zekiyye fi'l-Lugati't-Türkiyye, <1400]
nāṣiyya [Ar.]: kekel [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kākül: zülfi müselsel [zincir örgü saç] [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
kākül: saç, zülf, yüzün iki yanına sarkan saç.

≈ Fa kākul كاكل zMoğolların ve bazı Türklerin başın tepesinde bıraktıkları uzun saç tutamı, perçem Moğ kökül/kökel at yelesi, kuş ibiği, uzun saç tutamı

Not: Tıpkı perçem gibi esasen başın tepesinde Moğol usulü uzatılan saç anlamındayken, şiir dilinde "sevgilinin uzun saçı" ve daha sonra "alına sarkan saç" anlamını kazanmıştır.

Benzer sözcükler: kahkül


13.07.2015
kal|mak

<< ETü kal- konulmak, bırakılmak, baki olmak ETü ka- koymak +Il-

kalabalık

Ar ġalaba(t) غلبة zsayıca çok veya üstün olma, çokluk, kalabalık

kalafat

OYun kalafátizō καλαφάτιζω zgemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (6. yy) ≈ Ar ḳalafaṭ/calfaṭa(t) قلفط/جلفط z [#ḳlfṭ/clft] a.a. ≈ Aram ḳəlāphtā/ḳəlaphtā קלפתא/קלפתא zkabuk, zarf, tahılın kepeği ≈ Aram ḳəlāphā קלפא zsoymuk, meyve kabuğu, balık pulu

kalamar

Yun kalamárion καλαμάριον zmürekkep balığı EYun kálamos κάλαμος zkamış, kalem +arion

kalamata

öz Kalamáta Yunanistan'da bir kent