izafe

iyon

YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom (İlk kullanım: 1834 Michael Faraday, İng. fizikçi.) EYun iōn ιών zgiden EYun ʰíēmi, i- ἱήμι zgitmek, yol almak << HAvr *ei- a.a.

iyot

Fr iode bir element (İlk kullanım: 1812 Joseph Louis Gay-Lussac, Fr. kimyacı.) EYun iodḗ ιοδή zmenekşe rengi EYun íon, iod- ίον, ιοδ- zmenekşe

iz

<< ETü iz ayak izi, yara izi ETü *i-/*iy- yürümek, gitmek +Uz

iz(o)+

Fr/İng iso+ [bileşik adlarda] eş, aynı EYun īsos ίσος zeşit, aynı

izabe

Ar iḏāba(t) إذابة z [#ḏwb ifˁāla(t) IV msd.] (metal veya buz) eritme Ar ḏāba eridi

izafe

[ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
Bir erde sebeb fiˁlge izāfet kılur, bir erde müsebbibge izāfet kılur. [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ızāfet: koşmak. izafi [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
izāfī: izāfete ve ilhāka müteallik. Sıklet-i izāfī [özgül ağırlık] YO: izafiyet "relativite, görecelik, bağıllık" [ Cumhuriyet - gazete, 1930]
her on beş günde bir çarşamba günleri Yüksek Mühendis mektebinde İzafiyet Nazariyesine dair

Ar iḍāfa(t) إضافة z [#ḍyf ifˁāla(t) IV msd.] 1. konuk getirme, koşma, ekleme, ilişkilendirme, 2. Arapça gramerde bağıl isim, isim tamlaması Ar ḍāfa konuk oldu

 ziyafet

Benzer sözcükler: izafe etmek, izafî, izafiyet, muzaf


09.10.2017
izah

Ar īḍāḥ ايضاح z [#wḍḥ ifˁāl IV msd.] aydınlatma, açıklama, berrak kılma Ar waḍaḥa وضح zaydınlandı, açıklığa kavuştu

izale

Ar izāla(t) إزالة z [#zwl ifˁāla(t) IV msd.] giderme, yoketme Ar zāla زَالَ zdüştü, eksildi, tükendi

izan

Ar iḏˁān إذعان z [#ḏˁn ifˁāl IV msd.] boyun eğme Ar ḏaˁana ذَعَنَ zboyun eğdi, birinin üstünlüğünü kabul etti

izaz

Ar iˁzāz إعزاز z [#ˁzz ifˁāl IV msd.] değer verme, ağırlama Ar ˁazza عَزَّ zyüceldi, güçlendi

izbandut

İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse, forsa, hükümlü İt sbandire aforoz etmek, sürgün etmek << OLat *exbandire a.a. Ger e(x)+ *bandan yargılamak