inan

in|mek

<< ETü en- aşağı inmek, yatmak, yatay olmak

in1

<< ETü in/yin/yın vahşi hayvan yatağı

in2

İng in 1. iç, içeri, içeride, 2. moda olan şey << Ger *in iç (edat) << HAvr *h₁én (*én) a.a.

inak

ETü ına- güvenmek +Uk

inam

Ar inˁām إنعام z [#nˁm ifˁāl IV msd.] nimet sunma, ihsan etme Ar naˁama نَعَمَ zhoşnut oldu, nimetlendi

inan

TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
inan: Crede & fides [itimat, güvenme, itikat] YTü: [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
Boş inan: olmasına imkân bulunmıyan, tabiat kanunlarına aykırı olan şeylere inan.

ETü *ına- güvenmek +In

 inan-

Benzer sözcükler: boş inan, inansızlık


25.09.2017
inan|mak

<< ETü ınan- güvenmek, inanmak ETü *ına- a.a. +In-

inanç

<< ETü ınanç güvenilen kimse, mutemet; bir unvan, vezir ETü ınan- +(In)ç

inat

Ar ˁinād عناد z [#ˁnd fiˁāl msd.] inat etme, keyfi veya sübjektif olma Ar ˁanada عَنَدَ zısrar ve inat etti Ar ˁind عِنْد ztaraf, sübjektif görüş

inayet

Ar ˁināya(t) عناية z [#ˁny fiˁāla(t) msd.] 1. ilgilenme, önemseme, 2. özellikle Allah'ın gösterdiği lütuf Ar ˁanā عنا zilgilendirdi, kaygılandırdı, anlamlı idi

inbisat

Ar inbisāṭ إنبساط z [#bsṭ infiˁāl VII msd.] genleşme, rahatlama, ferahlama Ar basaṭa بسط zyaydı, açtı