ihanet

iğne

<< ETü igne/yigne küçük iğ, iğne ETü īg/yīg iğ, büyük iğne

iğren|mek

<< ETü yigren- tiksinmek ETü *yigir/*yigiz +(g)An- ≈? ETü yig çiğ (et)

iğtişaş

Ar iġtişāş إغتشاش z [#ġşş iftiˁāl VIII msd.] kandırılma, hileye kanma Ar ġaşşa غَشَّ zkandırdı, hile yaptı

iğva

Ar iġwāˀ إغواء z [#ġwy ifˁāl IV msd.] kandırma, baştan çıkarma Ar ġayya غيّ zkandı, baştan çıktı

ihale

Ar iḥāla(t) إحالة z [#ḥwl ifˁāla(t) IV msd.] döndürme, alacaklıyı başkasına yönlendirme, borcu devretme Ar ḥāla حَالَ zbir halden diğerine geçti, değişti, döndü

ihanet

"aşağılama, düşmanlık" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
beni depdiler uyardılar, bu ihānetile ḳatuŋa getürdiler "a.a." [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ihānet: χorlamak, hakāret e., ġarez, düşmenlik. (...) ihānetü χıyānet üzere olanlar. "... hıyanet" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ihānet: 1. tahkir ve istihfaf etme, haksızlık, 2. hıyanet etme.

Ar ihāna(t) إهانة z [#χwn ifˁāla(t) IV msd.] aşağılama, horlama, küçük düşürme Ar hāna هَانَ zalçak ve önemsiz idi, ucuz idi

 ehven

Not: Asıl anlamı "aşağılama, hakaret etme" iken Türkçe kullanımda "hıyanet etme" anlamı ağır basmıştır.


15.05.2015
ihata

Ar iḥāṭa(t) إحاطة z [#ḥwṭ ifˁāla(t) IV msd.] etrafını çevirme, kuşatma Ar ḥāṭa حَاطَ zçevirdi, çit çekti

ihbar

Ar iχbār إخبار z [#χbr ifˁāl IV msd.] haber verme, bildirme Ar χabara خبر zdenedi, sınadı, bizzat deneyerek öğrendi

ihdas

Ar iḥdāṯ إحداث z [#ḥds̠ ifˁāl IV msd.] meydana getirme, oluşturma, olay nakletme Ar ḥadaṯa حدث zoldu, vuku buldu

ihkak

Ar iḥḳāḳ إحقاق z [#ḥḳḳ ifˁāl IV msd.] doğrusunu bulma, doğruyu yapma Ar ḥaḳḳa حَقّ zdoğru idi

ihlal

Ar iχlāl إخلال z [#χll ifˁāl IV msd.] karıştırma, bulandırma, halel getirme Ar χalla خَلَّ zbozdu, hasar verdi