huzme

huş

Fa ġūş غوش zakça ağaç veya kayın, betula

huşu

Ar χuşūˁ خشوع z [#χşˁ fuˁūl msd.] tevazu, alçak gönüllülük Ar χaşaˁa خشع ztevazu ve saygı gösterdi

huşunet

Ar χuşūna(t) خُشُونة z [#χşn fuˁūla(t) msd.] sertlik, haşinlik Ar χaşuna خَشُنَ zkaba saba idi

hutbe

Ar χuṭba(t) خُطبة z [#χṭb fuˁla(t) mr.] formel konuşma, söylev, Cuma günü camide yapılan söylev Ar χaṭaba خَطَبَ znutuk söyledi

huy

Fa χū/χūy خوى ztabiat, karakter << OFa χōg a.a.

huzme

"demet" [ Kitâb Baytaratu'l Vâzih, <1405]
[ Meninski, Thesaurus, 1680]
huzme: kucak. Fascis (lignorum, frugum), quantum uno amplexu capi potest [demet, kucak dolusu (mahsul, odun)] "ışık demeti" [ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
huzme-i ziyâiyye: projektör gibi bir nur membaından çıkan ziyadar sütun.

Ar ḥuzma(t) حزمة z [#ḥzm fuˁla(t) mr.] bir kucak dolusu (odun, ekin), demet Ar ḥazama حزم zbağladı, iki koluyla kucakladı

Not: "Işık demeti" anlamı Yeni Osmanlıca olup 19. yy sonlarında türemiş olmalıdır. Ancak döneme ait Red, LO, KT, Bah sf. sözlüklerinde bu kelime bulunmaz.


17.09.2017
huzur

Ar ḥuḍūr حضور z [#ḥḍr fuˁūl msd.] 1. hazır olma, mevcut olma, şimdi ve burada olma, 2. yerleşik olma, göçebe olmama, 3. rahat, asayiş Ar ḥaḍara حضر zhazır idi, durdu (hareketli ve seferi zıddı)

hüccet

Ar ḥucca(t) حجّة z [#ḥcc fuˁla(t) ] belge, mahkemede delil

hücre

Ar ḥucra(t) حجرة z [#ḥcr fuˁla(t) mr.] oda, hane Ar ḥacara حجر zkapattı, yasakladı

hücum

Ar hucūm هجوم z [#hcm fuˁūl msd.] üstüne varma, saldırma Ar hacama هجم züstüne vardı, saldırdı

hüda

Fa χodā خدا ztanrı, hükümdar, sahip << OFa χʷadāy a.a. << Ave χʷa-dāta a.a. § Ave hva-/χʷa kendi Ave dā- vermek, koymak, yapmak, yaratmak, belirlemek