huşunet

husumet

Ar χuṣūma(t) خصومة z [#χṣm fuˁūla(t) msd.] düşmanlık, hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme Ar χaṣama خصم zçatıştı, karşı geldi

husus

Ar χuṣūṣ خصوص z [#χṣṣ fuˁūl msd.] 1. bir şeyin veya birinin payına düşme, ayrılmış olma, özel olma, 2. ayrıcalık, özellik Ar χaṣṣa خَصَّ zseçti, ayırdı, ayırdetti, pay etti

husye

Ar χuṣya(t) خصية z [#χṣy fuˁla(t) mr.] testis

huş

Fa ġūş غوش zakça ağaç veya kayın, betula

huşu

Ar χuşūˁ خشوع z [#χşˁ fuˁūl msd.] tevazu, alçak gönüllülük Ar χaşaˁa خشع ztevazu ve saygı gösterdi

huşunet

[ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
eğer boğazda χuşūnet yani irilcek ve öksürük olursa

Ar χuşūna(t) خُشُونة z [#χşn fuˁūla(t) msd.] sertlik, haşinlik Ar χaşuna خَشُنَ zkaba saba idi

Bu maddeye gönderenler: haşin


21.04.2015
hutbe

Ar χuṭba(t) خُطبة z [#χṭb fuˁla(t) mr.] formel konuşma, söylev, Cuma günü camide yapılan söylev Ar χaṭaba خَطَبَ znutuk söyledi

huy

Fa χū/χūy خوى ztabiat, karakter << OFa χōg a.a.

huzme

Ar ḥuzma(t) حزمة z [#ḥzm fuˁla(t) mr.] bir kucak dolusu (odun, ekin), demet Ar ḥazama حزم zbağladı, iki koluyla kucakladı

huzur

Ar ḥuḍūr حضور z [#ḥḍr fuˁūl msd.] 1. hazır olma, mevcut olma, şimdi ve burada olma, 2. yerleşik olma, göçebe olmama, 3. rahat, asayiş Ar ḥaḍara حضر zhazır idi, durdu (hareketli ve seferi zıddı)

hüccet

Ar ḥucca(t) حجّة z [#ḥcc fuˁla(t) ] belge, mahkemede delil